Suyla Şekillenen
Silueti, suyun zamanla biçimlendirdiği bir yüzeyi anımsatır. Gövdesindeki nazik girinti; toplanıp çekilen suyun bıraktığı bir iz gibi, süreç içinde oluşmuş doğal bir oyuğu çağrıştırır. Hareket onun kökeninde saklı kalırken, duruşu dinginlik ve dengeye kavuşur. Kolçaklar ayrı ögeler olarak değil, aynı formun birer devamı olarak yükselir. Hiçbir şey sonradan eklenmemiştir; geometri adeta akar. Bu süreklilik, berjerin alışıldık tasarım dilini yumuşatarak çok daha akışkan ve bütüncül bir forma dönüştürür. Tek bir oturuş biçimi dayatmaz; bedenin kendi doğal pozisyonunu bulmasına olanak tanır. Bir mekan içinde berjer, kanepeden farklı bir mekansal sinyal taşır—yayılmadan varlık gösterir, kompozisyon içinde sınırları net fakat geçirgendir. Yalın bir görsel vurgu olarak tek başına konumlanabileceği gibi, mekansal sürekliliği bölmeden daha geniş bir yerleşimin parçası haline de gelebilir.